Bir otobüs dolusu ülke, dersek Ko to tamo peva için yanılmış olmayız sanırım.Artık hurdaya çıkmasına ramak kalmış belki de biraz yolcuların itip kakması sayesinde hurdalık ile külüstürlük mertebesi arasında gidip gelen bir otobüs hayal edin ve içine insanlar serpiştirin , ayyaşından müzisyenine , hırsızından askerine aklınıza gelebilecek her türden insanı koyun içine.Tüm bunları eğer hayal edebildiyseniz ve hayal ettiğiniz o külüstür otobüsün buğulu ve kirli camlarından içerisini görebiliyorsanız işte siz bir otobüs dolusu ülke görmeyi başarmış olursunuz.
Yugoslavya'nın ta kendisidir bu tek tekerliği patlamış ve içindekiler ile ağır aksak ilerleyen otobüs.Underground ile hatıramızda yer eden Dusan Kovacevic ve bundan sonra Ko to tamo peva ile gönlümüze taht kuran diye anacağımız Slobodan Sijan'ın beraber ortaya çıkarttıkları bir balkan ezgisidir film.Bu otosbus dolusu halkın vurdum duymazlığı ve yanlızca kendi ihtiyaçları doğrultusunda hareket ediyor olması aslında otobüsün bu denli hasar almasının da sebeplerinden biridir.Sıkça patlayan teker ve tavanında açılan delik bir öz eleştiridir bu otobüs dolusu ülke için.
Charles Bukowski'nin "Orospuları ve çingeneleri severim. biri namuslu numarası yapmaz, diğeri milliyetçi ayağına yatmaz." sözüne her ne kadar tamamen katılmasam da bu otobüsün içindeki yolcular için geçerli olabilecek bir aforizmadır bu.Namuslu numarısı yapmayan orospular ve milliyetçi ayağına yatmayan çingeneler.Filmin en güzel yanı ise iki çingenenin otobüsün gidişatına göre değişen o muhteşem ezgileridir.Giriş için çaldıkları o enfes parçayı dinleyiniz, buyrun;
İnsan Olun Biraz ...



Elimde not defteri ile giriyorum her defasında blogunuza acaba bu kez ne var not edeyim diye.