SANAT İÇİN SOYUNANLAR � KORKMAK, AÇLIK, ACI, NAZIM HİKMET, 1980= KAOS

Süper ince parlak çorap
Seneler seneler önce insanların, çok ağır acılar çektiği , büyük bedeller ödedikleri o malum gün 12 Eylül 1980 yılında ben bir komik olay yaşadım ama tabi o zamanlar küçük bir çocuk olduğum için ne olduğunu anlamadığım olayların içinde sadece bulundum...Çocukluğum söz konusu olunca, Fil hafızasına sahip olduğum için bu olayı da hiç unutmadım.11 eylül günü annemler le teyzemler e gittik nannim teyzem,eniştem, annem, babam kuzenlerim, kardeşim, küçük teyzem, eniştemin yeğeni acayip gürültülü, güzel bir kalabalıktık...Kalabalık bir grup olarak yemekler yendi, çaylar içildi, çocuklar aramızda evcilik oynayarak zaman geçiriyorduk, arada annemler in yanına gidip birbirimizi şikayet ediyorduk, balkonda demlenen babamlar ın yanına gidip sessizce onların konuşmalarını dinliyor hazır soyulmuş meyvelerden ağzımıza  atıp babaların konuşmalarına dahil oluyorduk ''babam dedi ki bu yakınlardaki olaylarla artık çok zor oldu her şey dikkatli oluyorum'' eniştem ''yasaklar gelecek daha da zor günler olacak'' babam sesini iyice kısarak'' bence ordu müdahale edecek.'' dedi eniştem sustu.. .
Bizim anladığımız dilden  konuşmuyorlardı sıkıldık, annemler in yanına gittik çay koymuşlar kendi aralarında hararetli konuşmalar yapıyorlardı bu seferde hazırladıkları tabaklardaki kekleri ağzımıza atıp onları dinlemeye koyulduk annem ''abla sen tüpe yazıldın mı ''yazıldım iki gün oldu''dedi teyzem, bu konuşmalardan da bir şey  anlamamıştık  bize göre anlamsız şeyler konuşuyorlardı epey bir zaman geçti babamlar ayaklandı...
Gitme vakti geldi ama ben gitmek istemiyordum kuzenimle kalmak istiyordum ''nannim biz burada kalalım'' dedim ''babana soralım gülüm'' dedi. Bazen didemle oyun oynarken, kavga etmediysek, uyuma numarası yapar kalmayı garantilerdim ama o gün oyun oynamaktan o numara aklıma gelmemişti...Babamdan zar zor izin aldık.Misafirlikte kalmak benim için çok  eğlenceliydi, o evin yer yatağı, sabun kokan çarşaflarında yatmak çok keyifli olurdu benim için, hele kuzenimle aynı yer yatağında yatmak, o gece uykumuz gelinceye kadar kıkırdayarak yer yatağında , dönüp dururduk ...Kıkırdayarak şişt mişt sesleriyle uyuyup kalmışız.....
Sabah nannim ''hadi gülüm, hadi kalkın artık'' diyerek uyandırdı hazırlanmamız için, '' cemre didem hadi gülüm hadii'' diye seslendi ''...daha eve gideceğiz cemrem'' Kahvaltı yapmadan bir telaşla evden çıktık, nannimde anlayamadığım bir telaş vardı..Uykuluydum ama dışarı çıkınca yüzüme sabahın ayazı çarptı biraz uyandım kendime geldim, gözlerimi ovuştururken, karşıdan bize doğru ellerinde tüfekleriyle gelen iki asker gördüm. Nannime yaklaşıp ''nereye teyze bilmiyor musun ihtilal oldu'' dedi biri O da neydi?? nannim
''bilmiyorum oğlum biz misafirlikteydik buda torunum evimize dönecektik'' dedi ''gidemezsin teyze ihtilal oldu anlamıyormusun''dedi '' torunumu eve götürmem lazım oğlum okula başlayacak misafirlik deydik biz '' dedi ''teyze okul yok, otobüs de yok bak etrafına dolmuş, araba, insan var mı? oda yok gidemezsiniz anlamıyormusun başımızı derde sokacaksın ''dedi nannim ısrarcıydı durmadan gitmemiz lazım gibi bişeyler söylüyordu..Yanımıza konuşan askerlerin babaları gibi bir şey gelmişti..(şimdiki aklıma göre komutan) nannimle aralarında ısrarcı konuşmalar geçti...Sıkılmıştım oradaki bir taşa oturup beklemeye başladım...Askerlerin babaları bir arabada duran adama bişey söyledi,geri dönüp yavaş yavaş yürüyerek yanımıza geldi..''tamam götürün dedi'' nannim bir hışımla elimi tutup ileride duran kamyonun arkasına hızlı hızlı beni çekiştirerek yürüdü bende ona ayak uydurmaya çalıştım.. Bir asker beni belimden tutup kamyonun arkasına attı, ardımdan nannime yardım edip kamyona bindirdiler. Sınıf sıralarına benzer tahta bir sıraya oturduk nannime bir şeyler sormak istiyordum ama çok ciddiydi ve arada gözlerini kapatıp dudaklarını büzerek sus işareti yapıyordu.
Karşımızda iki asker, nannim ben, kamyonun arkasında, sallana sallana evimizin önüne geldik..Kamyondan uçururcasına indirdi nannim beni, evimize de o hızlıkla çıktık..Babam kapıyı açtığında çok şaşırdı nannim babamı ''dur oğlum dur yol ver accık'' deyip oturup olanları anlattı, babamın sadece ''ah anne ahh hiç korkmuyorsun başına gelebileceklerden'' dediğini hatırlıyorum...
KORKMAK toplum olarak o zamanlardaki en büyük korkumuzdu. Okuduğumuz kitaplardan korkan öğretmenlerimizin okul bahçesinde kitapları yakarken gördük, terasta oynarken sokakta öldürülen polis babasını şaşkın gözlerele izleyen arkadaşımızı gördük, ekmek almaya giderken fırının önünde gördüğüm akrabamın çabuk kaç buradan diye bağırmasından sonra patlayan bir ev, parçalanan bacaklar gördüm, İşe giden babamın yarım saat sonra yüzü gözü dağılmış şekilde eve döndüğünü gördüm, konservatuara gidene ayşe ablamın hiç alakası olmadığı halde polislerden dayak yiyip evde bağıra bağıra buz kompresi yaparken gördüm. Benden daha çok şeyler gören insanlar var bu bilinen bir şey..
Şimdi ne alaka neden bunu anlattın demissinizdir eminim..Dün arkadaşımın kızının öğretmeni Nazım Hikmet günü yapıp tüm derste onun şiirleri, kişiiği yaşamınla ilgili bir ders yapmış..Evrim Öğretmeninin anlattıklarını büyük bir heyecanla anlattı bizde dinleyip sonra aramızda ''bizim zamanımızda'' diye başlayan acımsı hararetli konuşmalar yaptık..Aramızda yasaklanan şeylerden bahsettik, küçük Evrim o hareretli konuşmalarımızın içerisinde ''Nazım Hikmet okumanız yasakmıydı????'' yarı çığlık, yarı sorusunu sorunca hepimiz Sustuk..Daha doğrusu susmak zorunda kaldık...Kısa cümlelerle geçiştirici bir şeyler söyledik.
Benim aklımda ise bu olay o kadar kazınmışki, ilk hatırladığım şey bu oldu....Neyseki şimdi ki nesil böyle olaylarla büyümediler. Zira bu devrin çocukları, öğrenmeye, bilime, hayal kurmaya aç ve açıkta bırakıldılar...
İlgili Konular SANAT İÇİN SOYUNANLAR

1 yorum

  1. düşünmek düşündüğünü ifade etmek suç olamaz.Ancak saygısızlık,kişisel sınırların ihlali ve kurgulanmış yıkıcı davranışlar uyarıya tabi olmalıdır.Kitap okumak kadar güzel bir durum varmı bu dünyada.Yoksa ottan attan ne farkımız kalırdı.

Yorum Gönder