Bir ailenin; sıradan, üç çocuk ve anne babadan oluşan basit bir ailenin yaşadıkları bir trajedi ardından hayatları nasıl anlatılabilirdi. Bir aile her şeydir aslında. Yani dünyanın var oluşuna bizi ulaştıracak olan bilgi kırıntısı ailenin nüvesinde gizlidir. Anne ve babanın kendi karakterlerinin el verdiği ölçüde çocuklara kendilerince yön verme çabaları, kendi eksik yanlarını çocuklarının geleceğinde tamamlamaya çalışmaları dünyanın birçok yerinde, birçok ailenin yaşadığı bir durumdur. Ve bu böyle devam eder. Bir gün bir trajedi her şeyi alt üst edene kadar. O zaman insan kendine şu iki soruyu sorabilir: "Neredeydin?" ve " bu kadar güzel bir evrende bu kadar çok acı çekilebilir mi?"
Filmde Brad Pitt'in ya da Sean Penn'in oyuncuklarından bahsetmek pek mümkün değil. Brad Pitt çok da oyunculuk gerektirmeyen bir rol de karşımıza çıkarken, Sean Penn bir iki sahnede kendini gösterip kayboluyor. Kadın oyuncu bu sene En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar'a aday olduğu "Help"teki rolünden sonra bu filmde de başarılı sayılabilecek bir performans sergilemiş. Ancak bu filmdeki aslna payı Hunter McCraken'a gidiyor. Çok başarılı bir oyunculukla göz dolduran oyuncu, çok zor bir çocuk rolünün altından başarıyla kalkmayı başarmış.
Bu filmle ilgili asıl konuşulması gereken kişi görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki'dir ki kendisi daha önce "Children of Men", "The New World", "Sleepy Hollow" ve "A Little Princess" filmleri ile Oscar adaylığı kazanmıştı. Tıpkı "The Tree of Life" ile kazandığı gibi. Ayrıca aynı görüntü yönetmeni "Ali", "Burn After Reading" ve " Meet Joe Black " filmlerinde de boy göstermişti. Özellikle dünyanın evrimi ve yaşam döngüsüne dair o muhteşem sahnelerde yönetmen Malick'ten çok Lubezki'ye hayranlık duymadan edemedim. İzlenebilir ama herkese hitap etmeyen bir film...



Hayat Ağacı filmini izlemeye başladığımda "bu ne la böyle?Yarı belgesel yarı kurgu bir filmi acaba" dedim.İlk önce kapatmayı düşündüm fakat ilk 15 dk son filme kendimi kaptırdım.Su gibi akıp gitti film.Daha sonra jenerik akmaya başladı ,ben hala ekrana bakıyordum.Film çok hoşuma gitmişti.Koltuktan kalkmayı başardığımda iyiki sinema var dedim kendi kendime.Şiir gibi bir filmdi.