Yatağa doğru yürüdükçe hafif bir korku sarar bedeni. Çocukluğun korku sandığından fırlayabilecek eski dostlardan da korkulabilir bu esnada, yeni keşfedilmişlerinden de. Ama buna korku demek doğru olmaz. O zaman Bu paragrafın ilk iki cümlesini okumamış sayın kendinizi yeniden başlayalım. Yatağa doğru yürüdükçe hafif bir endişe sarar bedeni. Geride kalan günün muhasebesi yapılınca verilecek olması muhtemel açıklar yüzünden duyulan bir endişe. Alacaklı olduğunu hissettiğin bir gecede borçlu çıkmaktan kaynaklanan bir endişe. Endişe de yanlış bir duygu olabilir. Ama uzatmaya ne hacet. Öyle bir duygudur işte. Hepiniz bilirsiniz.
İşte o an korku, endişe ya da her neyse işte size yanaşmaya başladığında yanınızda biri olsun istersiniz. Çünkü gece yalnız uyuyanlar için zor geçer. O an ulaşmak istediğiniz insanları çok uzakta hissedersiniz ve onlara ulaşmak için hayali kafeslerinizden bir güvercin seçersiniz, yaşlı olanı, en eski güvercini. Piknik sepetine konmayı unutulmuş bir nesne gibi hissedersiniz kendinizi yatakta yalnız başınıza kaldığınızda. Nasılsa uyanık kalmaya lanetlenmiş bir düşe dönersiniz. Gece uzundur, yalnız uyuyanlar için. Cemil Kavukçu anlatırsa, güzeldir...
İnsan Olun Biraz...



Yeni galiba bu kitabı,hımm :)
Ben de tam tersi, gerçeklerden uykuya kaçarım.